TCK m. 202'deki mühürde sahtecilik suçu ile TCK m. 271'deki 'Suç Uydurma' suçu arasında, sahte bir mühür kullanılarak gerçeğe aykırı bir 'suç ihbar tutanağı' düzenlenmesi halinde nasıl bir ilişki kurulabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #182055

Bu durumda, her iki suçun da unsurları gerçekleşebilir ve aralarında 'bileşik suç' (TCK m. 42) veya 'gerçek içtima' kurallarının uygulanması tartışılabilir. Fiil şöyledir: Fail, sahte bir polis merkezi mührü kullanarak, yetkili makamlara işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi bildiren sahte bir 'suç ihbar tutanağı' düzenler ve bunu savcılığa verir. Bu eylemle; 1) Fail, sahte bir kamu kurumu mührü kullandığı için TCK m. 202/2'deki mühürde sahtecilik suçunu işler. 2) Fail, bu sahte belgeyle, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar ettiği için TCK m. 271'deki suç uydurma suçunu işler. Burada, sahte mühür ve sahte tutanak, suç uydurma suçunun işlenmesinde bir 'araç' olarak kullanılmıştır. Eğer mühürde sahtecilik, suç uydurma suçunun doğal bir unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olarak kabul edilmezse (ki kanunda böyle bir düzenleme yoktur), failin her iki suçtan da, yani hem mühürde sahtecilikten hem de suç uydurmadan, 'gerçek içtima' kuralları gereği ayrı ayrı cezalandırılması gerekir. Çünkü iki suç, farklı hukuki değerleri (kamu güveni ve adliyenin işleyişi) korumaktadır.