HMK m. 345 ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 8'de düzenlenen kanun yolu süreleri 'tefhim' veya 'tebliğ'den itibaren başlamaktadır. 'Tefhim' ile 'tebliğ' arasındaki temel fark nedir ve bu fark, sürenin ne zaman işlemeye başlayacağını nasıl etkiler?
'Tefhim' ve 'tebliğ' arasındaki temel fark, kararın tarafa bildirilme şekli ve anıdır. 'Tefhim', nihai kararın (hüküm sonucunun), duruşmanın sonunda, mahkeme tarafından tarafların veya vekillerinin yüzüne karşı sözlü olarak okunması ve tutanağa geçirilmesidir. 'Tebliğ' ise, gerekçeli kararın yazıldıktan sonra, Tebligat Kanunu hükümlerine göre tarafların adreslerine yazılı olarak gönderilmesi işlemidir. Bu fark, sürenin başlangıcını doğrudan etkiler. Eğer kanun sürenin 'tefhim'den itibaren başlayacağını öngörüyorsa (örn. İş Mah. K. m. 8'de olduğu gibi karar yüze karşı verilmişse), kanun yolu süresi duruşmanın bittiği o andan itibaren işlemeye başlar. Eğer kanun sürenin 'tebliğ'den itibaren başlayacağını öngörüyorsa (örn. HMK m. 345'teki genel kural veya yoklukta verilen karar), süre, gerekçeli kararın tarafa usulüne uygun olarak ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Tefhimle başlayan süreler, genellikle daha kısadır ve tarafların daha dikkatli olmasını gerektirir.