Avukatlık Kanunu m. 56/4'te düzenlenen 'asılsız belge onaylama' suçu ile TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçu arasındaki ilişki, ceza hukukundaki hangi içtima kuralı ile açıklanır?
Bu iki suç arasındaki ilişki, ceza hukukundaki 'tüketen-tüketilen norm' veya 'sussidiarietät (yardımcılık/ikincillik)' ilkesiyle açıklanır. Görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257), 'genel', 'tali' ve 'tamamlayıcı' bir suç tipidir. Maddenin lafzında da 'Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında' denilerek bu ikincil niteliği vurgulanmıştır. Avukatlık Kanunu m. 56/4'te düzenlenen 'asılsız belge onaylama' suçu ise, görevi kötüye kullanmanın 'özel' bir şeklidir ve kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmıştır. Bu durumda 'özel normun önceliği' (lex specialis) ilkesi gereğince, fiil hem genel hem de özel normun kapsamına giriyorsa, sadece özel norm uygulanır. Yani, avukatın asılsız belge onaylama eylemi, zaten kanunda özel olarak suç sayıldığı için, fail sadece Avukatlık Kanunu m. 56/4'ten cezalandırılır; ayrıca TCK m. 257'den ceza verilmez. Özel norm, genel normu 'tüketmiş' veya 'örtmüş' olur.