TCK m. 202'deki mühürde sahtecilik suçunun unsurları ile TCK m. 204'teki resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları birlikte gerçekleştiğinde, örneğin sahte bir mühür kullanılarak sahte bir resmi belge düzenlendiğinde, fikri içtima kuralları (TCK m. 44) uygulanır mı? Yargıtay 11. CD, E: 2008/8844, K: 2008/10336 kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?
Bu durumda fikri içtima kuralları uygulanmaz, her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilmesi (gerçek içtima) gerekir. Mühürde sahtecilik (TCK m. 202) ve resmi belgede sahtecilik (TCK m. 204) suçları, farklı hukuki değerleri koruyan, farklı maddi unsurlara sahip bağımsız suçlardır. Sahte mühür kullanılarak sahte belge düzenlemek, tek bir fiil değildir; biri diğerinin unsuru veya nitelikli hali de değildir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin anılan kararında da bu ilke benimsenmiştir. Kararda, '5237 sayılı TCK'nın 202/2. maddesindeki suçun oluşumu için kamu kurum ve kuruluşlarınca... kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak üretmek veya kullanmanın yeterli olduğu ve anılan suçun resmi belgede sahtecilik suçunun unsuru olmadığı gözetilmeden fikri içtima nedeniyle tek suçtan hüküm kurulması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.' denilmektedir. Bu ifade, Yargıtay'ın normalde bu durumda fikri içtima uygulanmasını (tek ceza verilmesini) hukuka aykırı bulduğunu, ancak sanık lehine olduğu ve aleyhe temyiz olmadığı için bozma yapmadığını göstermektedir. Doğru uygulama, her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesidir.