CMK m. 150/3 uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa zorunlu müdafi atanması gerekirken, müdafi duruşmada hazır bulundurulmadan mahkumiyet kararı verilmesinin hukuki sonucu nedir? Yargıtay 14. CD, E:2016/9657, K:2017/854 sayılı kararı bu durumu nasıl nitelendirmiştir?
CMK m. 150/3, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın müdafiinin bulunmasını zorunlu kılmıştır. CMK m. 188/1 ise, duruşmada sanığın ve müdafiinin hazır bulunmasının zorunlu olduğu halleri düzenler. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, zorunlu müdafiliğe tabi bir davada, duruşmanın ve hüküm tefhiminin mutlaka müdafi huzurunda yapılması gerekir. Müdafi hazır bulundurulmadan mahkumiyet kararı verilmesi, en temel haklardan olan 'savunma hakkının kısıtlanması' sonucunu doğurur. Bu, mutlak bir bozma nedenidir. Nitekim Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, mazereti reddedilen müdafiin yerine CMK m. 151/1 uyarınca derhal başka bir müdafi görevlendirilmesi gerekirken, müdafi hazır olmadan duruşma yapılıp karar verilmesi 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak nitelendirilmiş ve hükmün bu nedenle esasa girilmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.