Boşanma davasında, TMK m. 162'ye dayanan 'onur kırıcı davranış' iddiasının kabulü için, fiilin 'ağır derecede' olması şartı ne anlama gelmektedir? Eşler arasında karşılıklı ve alışılmış hakaretlerin varlığı bu durumu nasıl etkiler?
TMK m. 162'ye göre onur kırıcı davranışın boşanma sebebi sayılabilmesi için 'ağır derecede' olması şarttır. Bu şart, her türlü hakaretin veya aşağılayıcı sözün değil, yalnızca eşin onurunu, haysiyetini, namusunu ve toplum içindeki itibarını ciddi şekilde zedeleyen, küçük düşüren nitelikteki fiillerin bu kapsamda değerlendirileceğini ifade eder. Fiilin ağırlığı; söylenen sözün niteliği, başkalarının yanında söylenip söylenmediği, süreklilik arz edip etmediği gibi unsurlara göre hakim tarafından takdir edilir. Örneğin, 'şerefsiz, namussuz' gibi ifadeler genellikle ağır kabul edilirken, anlık bir öfkeyle söylenen 'pislik, utanmaz' gibi sözler bu kapsamda görülmeyebilir. Eğer eşler arasında hakaret içeren ifadeler karşılıklı olarak ve sürekli bir şekilde kullanılarak 'alışılmış' bir hal almışsa, Yargıtay bu tür davranışların artık onur kırıcı etki yaratmayacağını ve eşlerin bu durumu bir nevi kabullendiğini varsayarak, bu sebebe dayalı boşanma taleplerini reddedebilmektedir. Yani, davranışın onur kırıcı vasfı, tarafların evlilik içindeki iletişim biçimlerine ve bu durumu kanıksayıp kanıksamadıklarına göre de değerlendirilir.