Zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisinin (örneğin polis), görevini yaptığı sırada bu yetkinin sınırını aşarak bir kişiyi yaralaması halinde hangi suç oluşur? Bu suçun, TCK m. 27'de düzenlenen 'sınırın aşılması' halinden farkı nedir?
TCK m. 256'ya göre, zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, 'kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır'. Bu suç, 'Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması' olarak adlandırılır ve özel bir suç tipidir. TCK m. 27'de düzenlenen genel 'sınırın aşılması' hali ise, meşru savunma gibi bir hukuka uygunluk nedeninde sınırın 'heyecan, korku veya telaş' gibi nedenlerle (m. 27/2) veya 'kasten olmaksızın' (m. 27/1) aşılması durumlarını düzenler ve cezasızlık veya indirim sebebi öngörür. TCK m. 256'daki suçun temel farkı, burada sınırın 'kasten' aşılmasıdır. Kamu görevlisi, görevin gerektirdiği ölçüyü bilerek ve isteyerek aşmakta ve yaralama kastıyla hareket etmektedir. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, eğer sınır kasten aşılmamışsa, o zaman sorun TCK m. 27 çerçevesinde değerlendirilmelidir. TCK m. 256, kasten ve ölçüsüz zor kullanan kamu görevlisini doğrudan kasten yaralama suçunun faili olarak sorumlu tutmaktadır.