657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6. ve 7. maddelerinde düzenlenen 'sadakat' ve 'tarafsızlık' yükümlülükleri, bir memurun ceza yargılamasında bir suçtan tutuklu olarak yargılanması halinde, memuriyetten çıkarma için doğrudan bir gerekçe oluşturur mu? Danıştay Beşinci Dairesi'nin E:1981/2750, K:1983/1937 sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181779

Hayır, tek başına tutuklu olarak yargılanmak, memuriyetten çıkarma için doğrudan bir gerekçe oluşturmaz. Danıştay Beşinci Dairesi'nin anılan kararında bu durum net bir şekilde ortaya konulmuştur. Davada idare, yasadışı örgüte üye olmak suçundan tutuklu yargılanan davacının bu durumunun DMK m. 6 (sadakat) ve m. 7'ye (tarafsızlık) aykırı olduğunu ve bu nedenle DMK m. 48'deki memuriyete alınma şartlarını kaybettiğini ileri sürerek memuriyetine son vermiştir. Danıştay ise, DMK m. 6 ve 7'deki ödev ve sorumlulukların, DMK m. 48'deki memuriyete alınma ve memuriyeti sürdürme şartlarıyla doğrudan hukuki bir ilgisi olmadığını belirtmiştir. DMK m. 48/A-5, memuriyetin sona ermesi için belirli suçlardan 'hükümlü bulunmayı' şart koşmaktadır. Sadece tutuklu olarak yargılanmak, 'hükümlü' olmak anlamına gelmez. Nitekim DMK m. 141, tutuklu memurlara aylıklarının üçte ikisinin ödeneceğini düzenleyerek tutukluluk süresince memuriyetin devam ettiğini kabul etmiştir. Bu nedenle Danıştay, masumiyet karinesini de gözeterek, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmaksızın, sadece tutuklu yargılanmaya dayanılarak DMK m. 6 ve 7 ihlal edildiği gerekçesiyle memuriyetin sona erdirilmesini hukuka aykırı bulmuş ve işlemi iptal etmiştir.