Bir sanık, sahte bir muhtar mührü ve sahte bir ikametgah ilmühaberi ile birlikte yakalanmıştır. Ancak bu sahte belgeleri herhangi bir resmi veya özel işlemde henüz kullanmamıştır. Bu durumda sanığın cezai sorumluluğu TCK m. 202 (mühürde sahtecilik) ve m. 204 (resmi belgede sahtecilik) açısından ne olur? 'Üretmek' ve 'kullanmak' fiilleri arasındaki fark bu suçların oluşumunu nasıl etkiler?
Bu durumda sanığın cezai sorumluluğu, suçların seçimlik hareketli yapısı üzerinden değerlendirilir. **TCK m. 202 (Mühürde Sahtecilik):** Bu suç, 'sahte olarak **üretmek** VEYA **kullanmak**' şeklinde iki seçimlik hareketle işlenebilir. Sanık, sahte muhtar mührünü ürettiği veya ürettirip üzerinde bulundurduğu anda, bu mührü henüz hiçbir yerde kullanmamış olsa bile, 'üretme' eylemiyle suçu **tamamlamış** olur. Dolayısıyla, sanık TCK m. 202/2'den sorumlu tutulur. **TCK m. 204 (Resmi Belgede Sahtecilik):** Bu suç ise, 'sahte olarak **düzenlemek** VEYA ... **kullanmak**' şeklinde seçimlik hareketlerle işlenir. Sanık, sahte ikametgah ilmühaberini 'düzenlemiş' veya 'üzerinde bulundurmuş'tur. Bu suçun oluşması için de belgenin bir yerde kullanılmış olması şart değildir. Sahte bir resmi belgeyi, ileride kullanma amacı ve potansiyeliyle düzenlemek veya üzerinde bulundurmak, suçun tamamlanması için yeterlidir. Ancak, bu iki suç arasındaki ilişki önemlidir. Eğer sanık, sahte mührü, sahte ikametgah belgesini düzenlemek amacıyla üretmişse, bu durumda **bileşik suç (TCK m. 42)** kuralları gündeme gelebilir. Mühürde sahtecilik, resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi için bir araç olarak kabul edilir ve fail sadece daha ağır olan resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılır. Ancak, sanığın bu belgeleri ayrı ayrı ve farklı amaçlarla ürettiği veya bulundurduğu tespit edilirse, her iki suçtan da (gerçek içtima) ayrı ayrı sorumlu tutulması mümkündür. Genel eğilim, bu tür durumlarda eylemin bir bütün olarak resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve mühürdeki sahteciliğin bu suç içinde eridiği yönündedir.