HMK m. 211 uyarınca yapılan sahtelik incelemesinde, bilirkişi raporuyla imzanın inkar eden tarafa ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda mahkeme, senedin sahteliğine karar verirken, senedi düzenleyen ve lehtarı olan karşı tarafın 'iyi niyetli' olduğu savunmasını dikkate alır mı? İmzanın sahte olmasının hukuki sonucu nedir?
Mahkeme, bu durumda senedi düzenleyen ve lehtarı olan karşı tarafın 'iyi niyetli' olduğu savunmasını **dikkate almaz**. İmzanın sahte olduğunun tespiti, o senedin hukuki varlığını ve geçerliliğini temelden sarsan objektif bir durumdur. İmza, bir kişinin belirli bir hukuki beyanda bulunma iradesini gösteren en temel unsurdur. Eğer bir senet altındaki imza, borçlu olarak gösterilen kişiye ait değilse, o kişinin o senetle bir borç altına girme iradesi de yok demektir. Bu durumda, senedin kim tarafından düzenlendiğinin veya lehtarın iyi niyetli olup olmadığının, senedin geçersizliği açısından bir önemi kalmaz. İyi niyet, ancak bazı özel durumlarda (örneğin, kambiyo senetlerinde imza sahibinin yetkisiz temsilci olması gibi) üçüncü kişileri koruyabilir, ancak doğrudan imzanın sahte olduğu bir adi senette, imza sahibi olmayan kişiye karşı bir hak iddiasına dayanak oluşturamaz. **İmzanın Sahte Olmasının Hukuki Sonucu:** İmzanın sahte olduğunun bilirkişi raporuyla ve mahkeme kararıyla tespit edilmesi halinde, o senet, imzası taklit edilen kişi açısından **kesin hükümsüzdür**. Yani, o kişi için hiçbir hak veya borç doğurmaz. Lehtar, bu senede dayanarak imzası taklit edilen kişiden herhangi bir alacak talep edemez veya ona karşı icra takibi yapamaz. Mahkeme, sahtelik iddiasını kabul ederek, davanın niteliğine göre ya menfi tespit davasını kabul eder (borçsuzluğun tespitine karar verir) ya da alacak davasını reddeder. Ayrıca, bu durum, senedi sahte olarak düzenleyen veya kullanan kişi hakkında TCK m. 207 (özel belgede sahtecilik) uyarınca bir ceza soruşturması başlatılmasına da neden olabilir.