TTK m. 491, bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı payların devrinde şirketin onayını ararken; TTK m. 492, esas sözleşmeyle tüm nama yazılı payların devrinin (bedeli ödenmiş olsa bile) şirketin onayına bağlanabileceğini düzenler. Bu iki tür sınırlama (kanuni ve iradi) arasındaki temel fark, şirketin onayı reddetme gerekçeleri açısından nasıl ortaya çıkar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181748

Bu iki tür sınırlama arasındaki temel fark, şirketin onayı reddetme konusunda sahip olduğu **takdir yetkisinin genişliği ve dayanabileceği gerekçelerin niteliğindedir**. **1. Kanuni Sınırlama (TTK m. 491 - Bedeli Ödenmemiş Paylar):** - **Amaç:** Şirketin ödenmemiş sermaye alacağını güvence altına almaktır. - **Red Gerekçeleri:** Şirketin onayı reddetme hakkı **sınırlıdır**. Sadece ve sadece iki gerekçeye dayanabilir: a) Devralanın **ödeme gücünün şüpheli olması**. b) Şirketçe istenen **teminatın verilmemesi**. Şirket, bu iki neden dışında (örneğin, devralanın rakip olması) onayı reddedemez. **2. İradi/Esas Sözleşmesel Sınırlama (TTK m. 492 - Bağlam):** - **Amaç:** Şirketin ortaklık yapısını, ekonomik bağımsızlığını, işletme konusunu veya aile şirketi niteliğini korumak gibi çok daha geniş amaçlara hizmet edebilir. - **Red Gerekçeleri:** Şirketin onayı reddetme hakkı **daha geniştir**. TTK m. 493/1'e göre, şirket, esas sözleşmede öngörülen **'önemli bir sebebi'** ileri sürerek onayı reddedebilir. 'Önemli sebep' kavramı, kanunda tanımlanmamıştır ve şirketin niteliğine göre değişebilir. Örnekler: - **Ortaklık Yapısının Korunması:** Payların rakip bir şirketin eline geçmesini önlemek. - **İşletme Konusu:** Bir hukuk bürosu A.Ş.'nin, payların sadece avukatlara devredilebileceğini öngörmesi. - **Ekonomik Bağımsızlık:** Şirketin yabancı bir yatırımcının kontrolüne girmesini engellemek. Bu 'önemli sebep' gerekçesi, kanuni sınırlamadaki 'ödeme gücü' gerekçesinden çok daha geniştir ve şirkete daha fazla takdir yetkisi tanır. Ancak bu yetki de keyfi değildir ve dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılmalıdır.