Bir sanığın eylemi, hem TCK m. 294/1 (kaçmaya imkan sağlama) hem de TCK m. 16/3 (kamu malına zarar verme) suçlarını oluşturuyorsa (örneğin, hükümlünün kaçması için polis aracının camını kırmak), bu iki suç arasında içtima kuralları nasıl uygulanır? TCK m. 294/7 bu konuda nasıl bir çözüm getirmiştir?
Bu durumda, sanık her iki suçtan da **ayrı ayrı (gerçek içtima)** cezalandırılır. Bu özel durumu, TCK m. 294'ün 7. fıkrası açıkça düzenlemiştir. TCK m. 294/7, 'Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da **eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.**' hükmünü amirdir. Bu, özel bir 'gerçek içtima' kuralıdır. Normalde, bir suçun işlenmesi için başka bir suçun işlenmesi zorunlu ise, 'bileşik suç' (TCK m. 42) hükümleri uygulanarak faile sadece daha ağır olan suçtan ceza verilebilirdi. Ancak kanun koyucu, kaçmaya imkan sağlama suçu işlenirken, bunun yanı sıra kişilere veya mallara karşı ek bir zarar verilmesini, daha ağır bir haksızlık olarak görmüş ve bu ek haksızlığın da ayrıca cezalandırılması gerektiğini özel bir hükümle belirtmiştir. Dolayısıyla, sanık, hükümlünün kaçmasını sağlamak için polis aracının camını kırdığında; - Hem TCK m. 294/1'e göre **kaçmaya imkan sağlama** suçundan, - Hem de TCK m. 152/1-a'ya göre **kamu malına zarar verme** suçundan, ayrı ayrı yargılanır ve her iki suçtan da ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilir. Bu iki ceza daha sonra TCK m. 51 (cezaların içtimaı) kurallarına göre toplanarak infaz edilir.