Boşanma davasında, bir eşin diğer eşin ailesiyle olan ilişkisi, kusur değerlendirmesinde nasıl bir rol oynar? Özellikle, 'eşin ailesine hakaret etme' veya 'onları eve almama' gibi eylemler, boşanmada kusur olarak kabul edilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181739

Evet, bir eşin diğer eşin ailesine yönelik olumsuz ve saygısız davranışları, evlilik birliğinin yüklediği sadakat ve destek olma yükümlülüğünün bir parçası olan 'eşin ailesine saygı gösterme' yükümlülüğünün ihlali sayılır ve boşanmada önemli bir kusur olarak kabul edilir. Eşler, sadece birbirlerine karşı değil, aynı zamanda birbirlerinin aile büyüklerine karşı da makul bir saygı ve nezaket çerçevesinde davranmakla yükümlüdürler. 'Eşin ailesine hakaret etme' veya 'onları eve almama' gibi eylemler, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, evlilik birliğini temelinden sarsan (TMK m. 166) kusurlu davranışlar olarak kabul edilmektedir. Bu tür eylemler: - Diğer eşin manevi olarak yıpranmasına, ailesi ile kendisi arasında kalmasına ve mutsuz olmasına neden olur. - Aileler arasındaki ilişkiyi kopararak, eşlerin sosyal destek ağını zayıflatır. - Eşler arasındaki sevgi ve saygı bağını temelden zedeler. Mahkeme, kusur değerlendirmesi yaparken, bu tür davranışları, eylemi gerçekleştiren eş aleyhine ağır bir kusur olarak dikkate alacaktır. Bu kusur tespiti, boşanma kararının yanı sıra, nafaka ve tazminat gibi boşanmanın mali sonuçları üzerinde de doğrudan etkili olacaktır.