Sanık, hakkında verilen mahkumiyet kararının usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren yasal temyiz süresi olan 7 günlük süreyi geçirdikten sonra, 15. günde temyiz dilekçesi vermiş ve aynı zamanda 'iş yoğunluğum ve şehir dışında olmam nedeniyle süreyi kaçırdım' gerekçesiyle eski hale getirme (CMK m. 40) talebinde bulunmuştur. Bu gerekçeler, CMK m. 40 anlamında 'kusursuzluk' hali olarak kabul edilebilir mi?
Hayır, sanığın ileri sürdüğü 'iş yoğunluğu' ve 'şehir dışında olma' gibi gerekçeler, CMK m. 40 anlamında bir 'kusursuzluk' hali veya 'mücbir sebep' olarak kabul **edilemez**. Bu nedenle, eski hale getirme talebinin reddedilmesi gerekir. CMK m. 40'ta düzenlenen eski hale getirme kurumu, kişinin iradesi dışında, öngörülemez ve karşı konulamaz bir olay nedeniyle süreyi kaçırması halinde uygulanabilir. Örneğin, ani ve ağır bir hastalık, kaza, doğal afet gibi durumlar mücbir sebep sayılabilir. **'İş yoğunluğu'**, kişinin kendi planlaması ve kontrolü dahilinde olan sübjektif bir durumdur. Herkesin iş yoğunluğu olabilir ve bu durum, kanunla belirlenmiş kesin sürelere uymamak için geçerli bir mazeret olarak kabul edilemez. Kişinin, yasal süreleri takip etme ve bu süreler içinde gerekli işlemleri yapma yükümlülüğü vardır. **'Şehir dışında olma'** da aynı şekilde, genellikle planlı bir durumdur ve bir mücbir sebep değildir. Kişi, şehir dışındayken dahi, bir vekil aracılığıyla veya bulunduğu yerdeki adliyeye dilekçe vererek (HMK'daki benzer düzenlemeler gibi) kanun yolu başvurusunu yapabilir. Bu tür mazeretler, kişinin süreyi kaçırmasındaki kendi ihmalini veya özensizliğini ortadan kaldırmaz. Kusursuzluk hali, kişinin elinde olmayan, harici ve kaçınılmaz bir olayın varlığını gerektirir. İş yoğunluğu ve seyahat gibi durumlar bu kapsama girmez.