Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda (TCK m. 134), mağdurun 'rıza'sı, eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır mı? Mağdurun, özel görüntülerinin kaydedilmesine rıza göstermesi, ancak sonradan bu görüntülerin ifşa edilmesine (yayınlanmasına) rıza göstermemesi durumunda, failin cezai sorumluluğu nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181703

Evet, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, mağdurun korunmaya değer menfaatinin (mahremiyetinin) ihlaline dayandığı için, mağdurun geçerli bir **rızası**, eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran bir sebeptir. Rıza, eylemi hukuka uygun hale getirir ve suç oluşmaz. Ancak bu rızanın, **eylemin işlendiği sırada veya öncesinde** verilmiş olması, kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve iradesinin serbest (baskı, hile, tehditten uzak) olması gerekir. Sorudaki senaryoda, failin cezai sorumluluğu, mağdurun rızasının kapsamına göre belirlenir ve iki ayrı eylem için ayrı ayrı değerlendirme yapılır: 1. **Görüntülerin Kaydedilmesi Eylemi:** Mağdur, özel görüntülerinin kaydedilmesine açıkça rıza göstermiştir. Bu rıza geçerli olduğu sürece, kayıt eyleminin kendisi TCK m. 134/1 kapsamında bir suç **oluşturmaz**. Fail, bu eylemden dolayı cezalandırılamaz. 2. **Görüntülerin İfşa Edilmesi Eylemi:** Mağdurun rızası, sadece görüntülerin kaydedilmesiyle sınırlıdır; bu rıza, görüntülerin üçüncü kişilerle paylaşılmasına veya yayınlanmasına (ifşa edilmesine) yönelik bir rızayı **kapsamaz**. Fail, mağdurun rızası olmaksızın, hukuka uygun bir şekilde elde etmiş olduğu bu görüntüleri sonradan ifşa ettiğinde, TCK m. 134/2'de düzenlenen **'görüntü veya sesleri ifşa etme'** suçunu işlemiş olur. Bu durumda fail, kayıt eyleminden değil, tamamen ayrı ve bağımsız bir suç olan ifşa eyleminden dolayı sorumlu tutulur. Yani, bir eyleme verilen rıza, otomatik olarak ondan sonraki daha ağır bir eyleme de rıza gösterildiği anlamına gelmez. Her eylem için rızanın varlığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.