Bir idari yaptırım kararında, örneğin bir imar para cezasında, karara karşı başvurulacak kanun yolu (İdare Mahkemesi) ve dava açma süresi (60 gün) açıkça belirtilmiştir. Muhatap, bu süre geçtikten sonra dava açarsa, mahkemenin bu davayı 'süre aşımı' nedeniyle reddetmesi hukuka uygun mudur? Sürelerin bildirilmiş olmasının hukuki sonucu nedir?
Evet, mahkemenin bu davayı 'süre aşımı' nedeniyle usulden reddetmesi hukuka tamamen uygundur. Anayasa'nın 40. maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) ilgili hükümleri uyarınca, idari işlemlerde kanun yolu ve sürenin belirtilmesi bir zorunluluktur. İdare, bu zorunluluğu yerine getirerek, dava açma süresinin başlaması için gerekli olan hukuki şartı tamamlamış olur. İdari işlemin muhatabına usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve bu tebligatta başvurulacak kanun yolu ile süresinin doğru bir şekilde gösterildiği andan itibaren, kanunda belirtilen dava açma süresi (imar para cezaları gibi işlemler için İdare Mahkemesi'nde 60 gün) işlemeye başlar. Bu süre, **hak düşürücü** bir süredir. Yani, bu süre içinde davanın açılmaması halinde, dava açma hakkı tamamen ortadan kalkar. Mahkeme, davanın her aşamasında süreye uyulup uyulmadığını re'sen (kendiliğinden) denetlemek zorundadır. Muhatap, kanunda belirtilen ve kendisine de bildirilen bu süre içinde dava açmazsa, artık o idari işlemin hukuka aykırılığını yargı önünde tartışma imkanını kaybeder. Sürelerin bildirilmiş olmasının hukuki sonucu, hak düşürücü sürenin muhatap aleyhine işlemeye başlaması ve muhatabın artık 'sürenin bildirilmediği' gerekçesiyle bir mazeret ileri sürememesidir.