5271 sayılı CMK'nın 151. maddesinin 1. fıkrası, duruşmaya katılmayan müdafi yerine 'hemen' başka bir müdafinin görevlendirilmesini öngörürken, aynı maddenin 2. fıkrası, bu yeni müdafinin süre istemesi halinde duruşmanın 'ertelenebileceğini' düzenlemektedir. Bu iki fıkra arasında bir çelişki var mıdır? 'Hemen atama' ile 'erteleme' nasıl bir arada uygulanır?
Bu iki fıkra arasında bir çelişki yoktur; aksine, birbirini tamamlayan ve savunma hakkını güvence altına alan iki aşamalı bir süreci düzenlemektedirler. Süreç şu şekilde işler: 1. **'Hemen' Başka Müdafi Görevlendirilmesi (CMK m. 151/1):** Bu hüküm, mahkemenin, duruşmanın müdafisiz devam etmesini önlemek için derhal harekete geçme yükümlülüğünü ifade eder. 'Hemen' kelimesi, mahkemenin bir sonraki usuli işleme geçmeden önce, müdafi atama prosedürünü (baroya yazı yazma, barodan gelen görevlendirmeyi kabul etme vb.) başlatması gerektiğini vurgular. Bu, yargılamanın kesintiye uğramaması ve sanığın savunmasız kalmaması için bir anlık bir boşluk bile bırakılmamasını amaçlar. 2. **'Duruşmanın Ertelenmesi' (CMK m. 151/2):** Bu hüküm ise, 'hemen' görevlendirilen yeni müdafinin haklarını korur. Yeni atanan müdafi, dosyayı bilmediği ve müvekkiliyle henüz görüşmediği için etkili bir savunma yapması beklenemez. Bu nedenle kanun, yeni müdafiye, dosyayı inceleyip savunmasını hazırlaması için süre isteme hakkı tanımıştır. Eğer müdafi bu hakkını kullanır ve süre talep ederse, mahkemenin bu talebi kural olarak kabul ederek duruşmayı **ertelemesi** gerekir. Bu, savunma hakkının sadece şeklen değil, fiilen ve etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamak içindir. Özetle, 'hemen atama' ile sanığın temsilcisiz kalması önlenir; 'erteleme' ile de yeni atanan temsilcinin etkili bir savunma yapması için gerekli zaman ve imkan sağlanır. İki hüküm, savunma hakkının kesintisiz ve etkili bir şekilde devamını temin etmek için birbiriyle uyum içinde çalışır.