TCK m. 139 uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun (m. 134) soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Mağdur, şikayetçi olmuş ve kamu davası açılmıştır. Kovuşturma aşamasında mağdur şikayetinden vazgeçerse, sanık bu vazgeçmeyi kabul etmezse yargılamanın akıbeti ne olur?
Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ve sanığın bu vazgeçmeyi kabul etmemesi durumunda, yargılamaya devam edilir ve dava düşmez. Bu durum, CMK m. 158/6'da ve TCK m. 73/6'da düzenlenen 'vazgeçmenin kabulü' kuralından kaynaklanmaktadır. Şikayetten vazgeçme, tek taraflı bir irade beyanıyla soruşturmayı veya kovuşturmayı sona erdirme gücüne sahipken; kamu davası açıldıktan sonra gerçekleşen vazgeçmenin hukuki sonuç doğurabilmesi için **sanığın bu vazgeçmeyi açıkça kabul etmesi** gerekir. Sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesinin ardında, yargılama sonunda beraat ederek aklanma ve 'lekelenmeme hakkı'nı kullanma isteği yatabilir. Düşme kararı, sanığın suçlu ya da suçsuz olduğu konusunda bir tespit içermezken, beraat kararı sanığın suçsuzluğunu tescil eder. Sanık, 'düşme' kararı yerine 'beraat' kararı alarak yargılamayı sonuçlandırma hakkına sahiptir. Bu nedenle, sanık vazgeçmeyi kabul etmediği sürece, mahkeme, mağdurun vazgeçmesine hukuki bir sonuç bağlayamaz ve yargılamaya devam ederek davanın esası hakkında (beraat, mahkumiyet vb.) bir karar vermek zorundadır.