CMK m. 151/2, yeni atanan zorunlu müdafinin, 'savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını' açıklaması halinde, duruşmanın ertelenebileceğini düzenler. Mahkemenin, bu talebe rağmen erteleme kararı vermeyip yargılamaya devam etmesi, hangi temel hakkın ihlali anlamına gelir ve bu durumun hukuki sonucu ne olur?
Mahkemenin, yeni atanan müdafinin savunma hazırlamak için süre talebini reddederek yargılamaya devam etmesi, Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesinde güvence altına alınan **adil yargılanma hakkının** en temel unsurlarından biri olan **savunma hakkının kısıtlanması** anlamına gelir. Savunma hakkı, sadece bir avukatın fiziken duruşmada bulunmasından ibaret değildir; aynı zamanda o avukatın dosyayı incelemesi, müvekkiliyle görüşmesi ve etkili bir savunma stratejisi geliştirebilmesi için **'yeterli zaman ve kolaylıklara sahip olma'** hakkını da içerir. CMK m. 151/2, bu hakkı somutlaştıran özel bir usul kuralıdır. Mahkemenin bu talebi reddetmesi: - **Silahların Eşitliği İlkesini Bozar:** İddia makamı (savcılık) dosyaya hakimken, savunma makamının dosyayı incelemeden ve hazırlık yapmadan savunma yapmaya zorlanması, taraflar arasındaki dengeyi savunma aleyhine bozar. - **Etkili Savunma Hakkını İhlal Eder:** Hazırlıksız bir savunma, şekli bir savunmadan öteye geçemez ve etkili bir hukuki yardım olarak kabul edilemez. Bu durumun hukuki sonucu, Yargıtay tarafından **mutlak bir bozma nedeni** olarak kabul edilmesidir. Savunma hakkının bu şekilde kısıtlanması, telafisi mümkün olmayan bir usul hatasıdır. Yargıtay, esasa girmeksizin, sadece bu usuli aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına ve yargılamanın yeniden yapılmasına karar verecektir.