Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında yürütülen bir ceza yargılamasında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 35 uyarınca 'sosyal inceleme raporu' aldırılmasının hukuki önemi nedir? Mahkemenin, bu raporu aldırmadan veya aldırmama gerekçesini kararında göstermeden hüküm kurması, Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilmektedir? (Yargıtay 17. CD, 2015/21278 E.)
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 35 uyarınca 'sosyal inceleme raporu' (SİR) aldırılmasının hukuki önemi, çocuk adalet sisteminin temel felsefesi olan **'çocuğun yüksek yararı'** ilkesinin gerçekleştirilmesidir. Bu rapor, suça sürüklenen çocuğun (SSÇ) sadece işlediği iddia edilen fiile odaklanmak yerine, onu bir bütün olarak anlamayı amaçlar. SİR, çocuğun; - Ailevi, sosyal ve ekonomik koşullarını, - Psikolojik durumunu ve gelişimini, - Eğitimi ve arkadaş çevresini, - Suça sürüklenmesine neden olan etkenleri, - Yeniden suç işleme riskini, - Hakkında uygulanması en yararlı olacak güvenlik tedbirini veya cezanın bireyselleştirilmesi seçeneklerini, uzman bir bakış açısıyla ortaya koyan kritik bir delildir. Mahkeme, bu rapor sayesinde, çocuğa verilecek cezanın veya uygulanacak tedbirin onun ıslahına ve topluma yeniden kazandırılmasına en uygun şekilde belirlenmesini sağlar. Mahkemenin, bu raporu aldırmadan veya SİR'in neden aldırılamadığına veya alınmasına gerek görülmediğine dair makul ve denetlenebilir bir gerekçeyi kararında göstermeden hüküm kurması, Yargıtay tarafından **esasa etkili bir usul hatası ve kanuna mutlak aykırılık** olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2015/21278 E. sayılı kararında da, SİR aldırılmaması ve aldırılmama nedeninin gösterilmemesi, tek başına **bozma nedeni** sayılmıştır. Bu, mahkemenin cezanın bireyselleştirilmesi yükümlülüğünü ve çocuğun yüksek yararı ilkesini ihlal ettiği anlamına gelir.