Bir idari para cezasının tebliğ zarfında, cezanın miktarı ve sebebi yazılı olmasına rağmen, itiraz süresi ve itiraz edilecek merci (kanun yolu) gösterilmemiştir. Bu tebligat hukuken geçerli midir ve itiraz süresi ne zaman başlar, ne kadardır?
Bu tebligat, içeriğindeki eksiklik nedeniyle **usulsüz bir tebligattır** ancak tamamen geçersiz (yok hükmünde) değildir. Tebligat, muhatabına ulaştığı için hukuki bir varlık kazanır, fakat sürelerin başlaması gibi önemli sonuçları doğurmaz. Anayasa'nın 40. maddesi, 'Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.' hükmünü amirdir. Bu anayasal zorunluluğa uyulmaması, temel bir hak olan hak arama özgürlüğünün ihlali anlamına gelir. Bu durumda itiraz süresi, Kabahatler Kanunu'nda (m. 27) öngörülen 15 günlük kısa süre ile başlamaz. Danıştay'ın ve idare hukukunun yerleşik ilkelerine göre, kanun yolu ve süresi gösterilmeyen idari işlemlere karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki **genel dava açma süresi olan 60 gün** uygulanır. Bu 60 günlük süre, usulsüz de olsa tebligatın **muhataba ulaştığı tarihten itibaren** işlemeye başlar. Muhatap, bu 60 gün içinde, itiraz dilekçesinde tebligatın usulsüz olduğunu ve bu nedenle 60 günlük süre içinde başvuru yaptığını belirterek, yetkili Sulh Ceza Hakimliği'ne itirazını sunabilir. Süre aşımı nedeniyle itirazın reddedilmesi hukuka aykırı olur.