5271 sayılı CMK m. 151/1, duruşmaya mazeretsiz katılmayan zorunlu müdafi yerine 'hemen başka bir müdafiin görevlendirilmesi' gerektiğini belirtir. Mahkemenin, bu hükme rağmen, baroya yeni müdafi atanması için yazı yazıp, barodan cevap gelmesini beklemeden ve yeni müdafi ataması yapılmadan yargılamaya devam etmesi, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/606 E. sayılı kararı ışığında nasıl bir usuli eksiklik teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181681

Bu durum, CMK'nın emredici hükümlerine aykırı, ciddi bir usuli eksiklik ve **savunma hakkının kısıtlanması** teşkil eder. CMK m. 151/1'deki 'hemen' ifadesi, mahkemenin bu konuda gecikmeksizin harekete geçmesi gerektiğini, ancak yargılamanın bir sonraki aşamasına **yeni bir müdafi fiilen katılım sağlamadan** geçemeyeceğini ifade eder. Mahkemenin, baroya sadece yazı yazmış olması, yasal yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamına gelmez. Yükümlülük, yeni bir müdafiin görevlendirilmesini ve bu müdafiin duruşmada hazır bulunarak sanığın/mağdurun savunmasını üstlenmesini **sağlamaktır**. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/606 E. sayılı kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. Mağdur vekili duruşmalara katılmayınca, mahkeme baroya yeni vekil atanması için yazı yazmış ancak barodan cevap gelmemiştir. Mahkeme, yeni vekil atanmasını beklemeden yargılamayı sonuçlandırmıştır. Yargıtay bu durumu, mağdurun 'vekille temsilinin sağlanmadığı ve hukuki yardımdan faydalanmadığı' gerekçesiyle hukuka aykırı bulmuş ve kararı, bu eksikliğin giderilmesi (yeni vekil atanmasının sağlanması ve kararın ona tebliği) için geri çevirmiştir. Bu karar, mahkemenin sadece talepte bulunmasının yeterli olmadığını, atamanın fiilen gerçekleşmesini ve müdafi/vekilin duruşmaya katılımını temin etme sorumluluğu altında olduğunu göstermektedir. Bu sağlanmadan verilen hüküm, savunma hakkının ihlali nedeniyle mutlak bir bozma nedenidir.