Boşanma davalarında, bir eşin diğer eşin ailesine karşı saygısız davranışları kusur olarak kabul edilebilirken, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/3942 E. sayılı kararında, erkeğin ayrılık döneminde kayınpederine 'eşiyle barışmak istemediğini' söylemesi neden kusur olarak kabul edilmemiştir? Bu tür bir beyanın hukuki niteliği nedir?
Bu tür bir beyanın kusur olarak kabul edilmemesinin temel nedeni, bu ifadenin bir 'kusurlu davranış' değil, bir **'irade açıklaması'** veya **'mevcut bir durumun tespiti'** olarak nitelendirilmesidir. Boşanma hukukunda kusur, evlilik birliğinin yüklediği görev ve sorumlulukların ihlali anlamına gelen, karşı tarafa zarar veren veya ortak hayatı çekilmez kılan eylem ve davranışlardır. Erkeğin, ayrılık sürecinde ve muhtemelen boşanma davası açma arifesinde, kayınpederine eşiyle barışmak istemediğini söylemesi, evlilik birliğinin fiilen ve ruhen bittiğine dair kendi iradesini ve niyetini açıklamasıdır. Bu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan bir eylem değil, zaten sarsılmış olan birliğin bir sonucudur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/3942 E. sayılı kararında da bu beyan, 'tarafların ayrılık dönemlerinde davalı-karşı davacı kadının babasına, eşi ile barışmak istemediği iradesini beyan etmesi niteliğinde olduğu anlaşılmış olup erkeğe bu vakıa kusur olarak yüklenemez' şeklinde değerlendirilmiştir. Bu tür bir ifade, hakaret, aşağılama veya onur kırıcı bir söz içermediği sürece, sadece boşanma iradesinin bir yansıması olarak kabul edilir ve tek başına bir kusur teşkil etmez. Eğer bu ifade, hakaret içeren bir üslupla söylenseydi, o zaman hakaret eylemi nedeniyle kusur olarak yüklenebilirdi.