CMK m. 193/2'de 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, sanığın sorgusu yapılmamış olsa da yokluğunda davanın bitirilebileceği halleri nasıl genişletmiştir? Bu değişikliğin, sanığın 'duruşmada hazır bulunma hakkı' ve 'yüz yüzelik ilkesi' üzerindeki etkisini tartışınız.
CMK m. 193/2'de yapılan değişiklik, sanığın sorgusu yapılmadan yokluğunda davanın bitirilebileceği halleri genişletmiştir. **Değişiklik Öncesi Durum:** Eski düzenlemeye göre, sanığın sorgusu yapılmamışsa, yokluğunda sadece **beraat, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı** gibi lehe kararlar verilebiliyordu. Eğer mahkeme mahkumiyet kararı verecekse, sanığın mutlaka sorgusunun yapılması gerekiyordu. **Değişiklik Sonrası Durum:** 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, sanığın sorgusu yapılmamış olsa da yokluğunda dava bitirilebilecek karar türleri arasına **mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri** de eklenmiştir. Fıkranın yeni hali, bu kararlar 'dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa' davanın yoklukta bitirilebileceğini söyleyerek, dolaylı olarak bu kararların verilebilmesi için sorgunun şart olduğu izlenimini korusa da, maddenin genel ruhu ve amacı, alt sınırı sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda sorgusuz mahkumiyetin önünü açmaktır. **Etkileri:** Bu değişiklik, özellikle basit suçlarda yargılamayı hızlandırma ve usul ekonomisi sağlama amacı taşısa da, sanığın temel hakları ve ceza muhakemesi ilkeleri üzerinde önemli etkileri vardır: 1. **Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı (Çelişmeli Yargı):** Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Bu hak, sanığa aleyhindeki delilleri doğrudan dinleme, tanıklara soru sorma ve mahkeme önünde bizzat savunma yapma imkanı tanır. Sorgu yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesi, bu hakkı ciddi şekilde zayıflatmaktadır. 2. **Yüz Yüzelik İlkesi:** Bu ilke, mahkemenin, sanığı ve diğer delilleri doğrudan, aracısız bir şekilde değerlendirerek bir kanaate varmasını gerektirir. Sanığın sorgusu, mahkemenin sadece savunmayı değil, aynı zamanda sanığın tavır ve davranışlarını da gözlemleyerek delilleri serbestçe takdir etmesi için önemli bir araçtır. Değişiklik, bu ilkenin uygulama alanını daraltmaktadır. Her ne kadar bu düzenleme, genellikle adli para cezasıyla sonuçlanacak basit suçlar için öngörülmüş olsa da, bir mahkumiyet kararının sonuçları (sicile işlenme vb.) düşünüldüğünde, sanığın en temel savunma mekanizmalarından biri olan sorgu hakkından mahrum bırakılarak karar verilmesi, adil yargılanma hakkı açısından eleştiriye açıktır.