Danıştay Beşinci Dairesi'nin 1988/786 E. sayılı onama kararının dayandığı İdare Mahkemesi kararında, asli ceza ile birlikte verilen fer'i cezanın (memuriyetten men) da, aksine bir hüküm olmadıkça tecil edilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Bu yorumun hukuki dayanağı nedir ve 647 sayılı Kanun'un o dönemki düzenlemesi bu yoruma nasıl imkan tanımaktadır?
İdare Mahkemesi'nin bu yorumunun ve Danıştay'ın onamasının hukuki dayanağı, 'fer'i cezanın, asli cezaya bağlı olduğu' ilkesidir. Bir cezanın tecili (ertelenmesi), o cezanın infazının belirli koşullarla askıya alınmasıdır. Eğer kanun, asli cezanın (hapis veya para cezası) teciline imkan tanıyorsa, bu tecil kararının, asli cezaya bağlı olarak verilen fer'i (yan) cezaları da kapsaması gerektiği kabul edilir. Aksi bir yorum, tecil kurumunun amacıyla bağdaşmaz. Yani, hapis cezasının infazı ertelenirken, aynı mahkumiyetin bir sonucu olan memuriyetten men cezasının infaz edilmesi bir çelişki yaratır. Kararın verildiği tarihte yürürlükte olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun, fer'i cezaların tecili konusunda açık bir yasak veya düzenleme içermiyordu. İdare Mahkemesi, bu yasal boşluğu, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'asıl-fer'i ceza bağlılığı' ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi çerçevesinde, sanık lehine yorumlamıştır. Mahkemeye göre, eğer ceza mahkemesi, fer'i cezanın tecil edilmeyeceğini kararında **açıkça belirtmemişse**, asli ceza için verilen tecil kararının fer'i cezayı da kapsadığı kabul edilmelidir. Davalı idarenin 'feri cezaların idarenin takdirinde olduğu' yönündeki argümanı, cezanın infazının idari bir işlem değil, yargısal bir karar olduğu ve idarenin bu konuda takdir yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.