HMK m. 211'de düzenlenen sahtelik incelemesi prosedüründe, hâkimin bilirkişi incelemesine gitmeden, sadece isticvap ve istiktab aşamalarından sonra 'gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar' verebilme yetkisinin hukuki dayanağı ve sınırları nelerdir?
Hâkimin, bilirkişi incelemesine gitmeden sahtelik hakkında karar verebilme yetkisinin hukuki dayanağı, HMK m. 211/1-a'nın ikinci cümlesidir. Bu hüküm, hâkime, delilleri doğrudan değerlendirme ve vicdani kanaat oluşturma yetkisi tanımaktadır. Bu yetkinin temelinde **delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi (HMK m. 198)** yatar. Hâkim, bilirkişi deliline başvurup vurmama konusunda takdir yetkisine sahiptir ve bilirkişi raporuyla da bağlı değildir. **Bu Yetkinin Sınırları:** Hâkimin bu yetkisi sınırsız değildir ve belirli koşullara bağlıdır: 1. **Prosedüre Uygunluk:** Hâkim, bu kararı ancak HMK m. 211'deki sırayı takip ettikten sonra verebilir. Yani, önce imzayı inkar eden tarafı dinlemeli (isticvap), ardından huzurda imza ve yazı örnekleri almalıdır (istiktab). Bu aşamaları atlayarak doğrudan karar veremez. 2. **Kesin Kanaat Oluşması:** Hâkimin, bilirkişi incelemesine gerek duymadan bir karara varabilmesi için, sahtelik veya imzaya aidiyet konusunda **kesin bir kanaate** ulaşmış olması gerekir. Bu kanaat, genellikle inkar edilen imza ile huzurda alınan veya dosyada bulunan tartışmasız imzalar arasında bariz bir benzerlik veya farklılık olduğunda oluşur. Örneğin, inkar edilen imzanın, kişinin karakteristik ve tekrar eden imza hareketleriyle birebir örtüşmesi gibi. 3. **Gerekçe Zorunluluğu:** Kanun, hâkimin bu kararı verirken **'gerekçesini açıkça belirtmek'** zorunda olduğunu vurgulamıştır. Hâkim, kararında, hangi delillere (isticvap tutanağı, huzurda alınan imzalar, diğer belgeler) dayanarak ve hangi karşılaştırmaları yaparak bu kanaate vardığını, denetime elverişli bir şekilde açıklamalıdır. Gerekçesiz veya yetersiz gerekçeyle verilen bir karar, kanun yolu denetiminde bozulabilir. Özetle, bu yetki, sahtelik iddiasının çok açık ve basitçe çözülebilir olduğu durumlarda usul ekonomisi sağlamayı amaçlayan, ancak sıkı gerekçelendirme şartına bağlanmış istisnai bir yetkidir.