Danıştay Beşinci Dairesi'nin 1986/1723 E. sayılı kararında, bir memurun yeni yıl tebrik kartında yer alan ve mevcut ekonomik/siyasi düzene eleştirel yaklaşan ifadeleri, DMK m. 7'deki 'siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda bulunma yasağı' kapsamında değerlendirilmemiştir. Danıştay, bu sonuca varırken Anayasa'nın hangi ilkesine dayanmış ve memurun ifade özgürlüğünün sınırlarını nasıl çizmiştir?
Danıştay Beşinci Dairesi, bu kararında memurun eylemini DMK m. 7 kapsamında bir disiplin suçu olarak görmezken, temel olarak **Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine** dayanmıştır. Kararda, memurun tebrik kartındaki ifadelerin, insan hakları, demokrasi, ekonomik düzen gibi 'Anayasal, güncel ve toplumun her kesiminde açıkça tartışılan konulardaki kişisel düşünce ve özlemlerini açıklamaktan ibaret' olduğu tespiti yapılmıştır. Danıştay, memurun ifade özgürlüğünün sınırlarını çizerken şu kriterleri kullanmıştır: 1. **İfadelerin Niteliği:** İfadelerin 'herhangi bir siyasi parti ya da örgüt lehine ya da aleyhine bir yönü bulunmadığı' ve 'herhangi bir ideolojiyi savunan ya da yeren veya onu başkalarına benimsetmek amacı güden bir yönü de bulunmadığı' vurgulanmıştır. Bu, memurun ifade özgürlüğünün, tarafsızlığını zedeleyecek şekilde militan bir siyasi veya ideolojik propaganda aracına dönüşmediği sürece korunması gerektiğini gösterir. 2. **DMK m. 7'nin Amaçsal Yorumu:** Mahkeme, DMK m. 7'deki yasağın amacının, memurun görevini ifa ederken veya kamu gücünü kullanırken siyasi ve ideolojik tarafgirlikten uzak durmasını sağlamak olduğunu örtülü olarak kabul etmiştir. Kişisel bir tebrik kartında, genel ve soyut eleştiriler getirmek bu yasağın kapsamına sokulmamıştır. 3. **Anayasal Hakkın Önceliği:** Mahkeme, uyuşmazlığın 'düşünce açıklama özgürlüğünü ilgilendiren boyutu' olduğunu belirterek, konuyu doğrudan Anayasa m. 26 çerçevesinde incelemiş ve memurun eyleminin bu özgürlük kapsamında kaldığına hükmetmiştir. Bu karar, memurların da birer vatandaş olarak, görevlerinin gerektirdiği tarafsızlık ve devlete bağlılık ilkesini ihlal etmediği sürece, ülkenin genel sorunları hakkında düşünce ve eleştirilerini açıklama hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın disiplin hukuku yoluyla orantısız bir şekilde kısıtlanamayacağını gösteren öncü bir karardır.