Kısmi dava (HMK m. 109) açan bir davacı, dava dilekçesinde faiz talep etmemiş ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Yargılama sonunda davayı kazanan davacı, daha sonra faiz alacağı için ayrı bir dava açabilir mi? TBK m. 131/2 hükmü bu duruma nasıl bir sınırlama getirmektedir?
Evet, kısmi davada faiz talep etmeyen davacı, daha sonra faiz alacağı için ayrı bir dava açabilir. Faiz, asıl alacağa bağlı fer'i bir alacak olmasına rağmen, ondan bağımsız olarak dava ve takip konusu yapılabilir. Davacının dava dilekçesinde faiz talep etmemiş olması, bu hakkından zımnen (örtülü olarak) feragat ettiği anlamına gelmez. Bu ilke, Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır. Ancak, bu kuralın çok önemli bir istisnası ve sınırlaması **Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesinin 2. fıkrasında** düzenlenmiştir. Bu fıkraya göre, 'Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koîşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. **İşlemiş faizin ve ceza koşulunun istenmesi hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.**' Bu hüküm uyarınca, eğer davacı, açtığı kısmi dava sonucunda hükmedilen **asıl alacağın tamamını tahsil ederse**, bu tahsilat sırasında işlemiş faizleri talep etme hakkını açıkça saklı tutmadığı takdirde, faiz hakkı da asıl borçla birlikte sona erer. Yani, alacaklı, anaparayı tahsil ettikten sonra, 'benim faiz alacağım da vardı' diyerek ayrı bir dava açamaz. Bu nedenle, davacının ya kısmi dava dilekçesinde faiz hakkını saklı tuttuğunu belirtmesi ya da en geç anaparayı tahsil ederken bu hakkını saklı tuttuğuna dair bir bildirimde (örneğin icra dosyasına beyanda) bulunması kritik öneme sahiptir.