5237 sayılı TCK m. 203'te düzenlenen mühür bozma suçu, zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerinin uygulanmasına elverişli midir? Bir işyerinin ruhsatsız faaliyet nedeniyle birden çok kez mühürlenmesi ve sanığın her seferinde bu mührü bozarak faaliyete devam etmesi halinde, ceza sorumluluğu nasıl belirlenmelidir? (Yargıtay 21. CD - Karar: 2015/5109)
Evet, mühür bozma suçu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına elverişli bir suçtur. TCK m. 43/1, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek bir cezaya hükmedileceğini ve bu cezanın artırılacağını düzenler. Mühür bozma suçunda mağdur, kamu idaresinin otoritesidir. Bir işyerinin ruhsatsız faaliyetini sürdürme kararlılığı içinde olan failin, bu karar doğrultusunda, idarenin her mühürleme işlemine karşı tekrar tekrar mührü bozması, 'aynı suç işleme kararı'nın varlığını gösterir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2015/1204 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, iddianame tarihine kadar işlenen birden fazla mühür fekki eylemi tek bir suç kabul edilmeli ve TCK m. 43 gereği cezada artırım yapılmalıdır. Ancak, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken kritik bir usul kuralı vardır: **İddianame ile Sınırlılık İlkesi (CMK m. 225)**. Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2015/5109 K. sayılı kararında vurgulandığı gibi, eğer savcılık iddianamesinde sanığın sadece tek bir mühür bozma eylemine yer verilmişse, mahkeme yargılama sırasında ortaya çıkan diğer mühür bozma eylemlerini de dikkate alarak zincirleme suç hükümlerini uygulayamaz. Mahkeme, sadece iddianamede anlatılan fiil ve faille bağlıdır. Diğer eylemlerin de cezalandırılması isteniyorsa, bu eylemler için ek bir iddianame düzenlenmesi gerekir. Dolayısıyla, zincirleme suç uygulanabilmesi için tüm eylemlerin dava konusu yapılmış olması şarttır.