Vekil, müvekkili adına açtığı davada verilen kararı, usulüne uygun tebliğ almasına rağmen temyiz süresini geçirmiştir. Müvekkil, bu durumu sonradan öğrenerek CMK m. 40 (veya HMK m. 377) kapsamında eski hale getirme talebinde bulunabilir mi? Vekilin kusuru, müvekkilin 'kusursuz sayılması' için bir gerekçe oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181630

Bu konu, vekilin kusurunun asile yükletilip yükletilemeyeceği meselesidir ve hem hukuk hem de ceza usul hukukunda tartışmalıdır. Ancak baskın görüş ve Yargıtay uygulamasına göre, vekilin süreyi kusurlu olarak kaçırması, kural olarak müvekkilin eski hale getirme talebinde bulunmasına imkan **vermez**. Bunun temel gerekçeleri şunlardır: 1. **Temsil İlişkisinin Niteliği:** Vekalet sözleşmesi uyarınca vekil, müvekkilin temsilcisi olarak onun adına ve hesabına hareket eder. Vekilin yaptığı usul işlemleri (veya yapmadığı, ihmal ettiği işlemler) doğrudan müvekkil açısından sonuç doğurur. Vekilin ihmali, hukuken asilin ihmali sayılır. 2. **Kusur Kavramı:** Eski hale getirme kurumundaki 'kusursuzluk', tarafın kendisinin veya yasal temsilcisinin (vekilinin) bir ihmali olmamasını gerektirir. Vekilin süreyi unutması, ihmal etmesi veya takip etmemesi, mücbir bir sebep veya kaçınılmaz bir kaza olarak nitelendirilemez; bu, mesleki bir kusurdur. 3. **Rücu Hakkı:** Müvekkilin, vekilinin bu kusurlu davranışı nedeniyle uğradığı bir hak kaybı varsa (örneğin temyiz hakkını kaybetmesi), bu zararın tazmini için Avukatlık Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde vekiline karşı bir **tazminat (rücu) davası** açma hakkı vardır. Hukuk sistemi, bu tür zararların giderilmesi için bu yolu öngörmüştür. Ancak, bu kuralın çok istisnai durumlarda esnetilebileceği düşünülebilir. Örneğin, vekilin ani ve ağır hastalığı, vefatı gibi durumlarda, vekilin kusurundan ziyade mücbir bir sebepten bahsedilebilir ve bu halde müvekkilin talebi kabul edilebilir. Fakat vekilin basit ihmali, müvekkilin 'kusursuz' sayılması için yeterli bir gerekçe oluşturmaz.