5237 sayılı TCK'da düzenlenen mühür bozma suçu (TCK m. 203) ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda düzenlenen avukatın aslına aykırı örnek vermesi suçu (Av. K. m. 56/4) arasındaki benzerlik ve farklılıklar nelerdir? Her ikisi de bir tür 'güveni kötüye kullanma' niteliği taşır mı?
Her iki suç da kamu güvenini ve belirli bir makamın veya mesleğin otoritesine duyulan itimadı sarsan eylemleri cezalandırır ve bu yönüyle bir tür 'kamusal güveni kötüye kullanma' niteliği taşırlar. Ancak failleri, konuları ve işleniş biçimleri açısından önemli farklılıklar gösterirler. **Benzerlikler:** - Her ikisi de kamu güvenine karşı işlenen suçlardandır. - Her ikisi de kasten işlenebilir. - Her ikisinin de temelinde, kanunla verilmiş bir yetkinin veya tesis edilmiş bir durumun korunmasına yönelik iradenin ihlali yatar. **Farklılıklar:** - **Fail:** Mühür bozma suçunun faili herkes olabilir. Avukatın aslına aykırı örnek vermesi suçu ise bir özgü suçtur ve faili sadece 'avukat' olabilir. - **Suçun Konusu:** Mühür bozma suçunun konusu, yetkili makamca konulmuş fiziki 'mühür' ve onun koruduğu durumdur. Diğer suçun konusu ise avukatın onayladığı 'vekaletname veya diğer belgelerin örneği'dir. - **Hareket:** Mühür bozma, mührün fiziken kaldırılması veya konuluş amacına aykırı davranılmasıyla işlenir. Diğer suç ise, aslı olmayan bir belgeyi varmış gibi onaylamak veya aslına aykırı bir örnek düzenlemek suretiyle, bir nevi 'belgede sahtecilik' eylemiyle işlenir. Bu suç, TCK'daki resmi belgede sahtecilik suçunun avukatlar için düzenlenmiş özel bir halidir ve bu nedenle 'lex specialis' (özel norm) niteliğindedir.