TCK m. 256'da düzenlenen 'zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması' suçu ile TCK m. 24'teki 'kanun hükmünü icra' hukuka uygunluk nedeni arasındaki ilişkiyi, polisin direnen bir şüpheliye karşı kullandığı güç bağlamında analiz ediniz. Gücün 'orantılı' olup olmadığı nasıl tespit edilir?
TCK m. 24'teki 'kanun hükmünü icra', bir kamu görevlisinin kanunun kendisine verdiği bir görevi yerine getirirken işlediği ve suç tanımına uyan fiilin hukuka uygun kabul edilmesidir. 2559 sayılı PVSK m. 16, polise görevini yaparken direnenlere karşı zor kullanma yetkisi verir. Bu yetki, TCK m. 24 kapsamında bir hukuka uygunluk nedenidir. TCK m. 256 ise, bu hukuka uygunluk nedeninin sınırlarının **kasten** aşıldığı özel bir durumu düzenler. İlişki şöyledir: Polis, direnen şüpheliye karşı güç kullandığında, bu eylem PVSK m. 16'ya dayanarak TCK m. 24 kapsamında hukuka uygundur. Ancak bu gücün, 'direnişi kırmaya yetecek ölçüde' olması, yani **orantılı** olması gerekir. Eğer polis, bu ölçüyü bilerek ve isteyerek aşarsa, hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkar ve eylem TCK m. 256 kapsamına girerek kasten yaralama suçunu oluşturur. Orantılılık tespiti, somut olayın özelliklerine göre yapılır: Direnmenin mahiyeti (pasif/aktif), şüphelinin tehlikeliliği, kullanılan aracın niteliği (kelepçe, cop, silah vb.) ve zor kullanmanın kademeli olarak artırılıp artırılmadığı (PVSK m. 16/2) gibi faktörler değerlendirilir. Direncin kırılması için gerekenden daha fazla veya daha nitelikli bir güç kullanımı orantısızdır. (Ceza Genel Kurulu - Karar: 2017/108).