Bir davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı kısmi davada (HMK m. 109) talep ettiği alacak için faiz istemiş, daha sonra yargılama sırasında yaptığı ıslahla alacak miktarını artırmıştır. Islahla artırılan bu yeni kısım için faiz hangi tarihten itibaren işlemeye başlar? Bu durumun, davanın konusunun bir haksız fiilden kaynaklanması halinde farklılık gösterip göstermeyeceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181601

Kısmi davada ıslahla artırılan miktar için faizin başlangıç tarihi, genel kural ve özel durum olmak üzere ikiye ayrılır. **Genel Kural:** Kısmi davada, dava dilekçesinde talep edilen ilk miktar için faiz (eğer borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse) dava tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak, ıslah dilekçesiyle sonradan artırılan miktar için, alacaklı bu kısım için ilk kez talepte bulunmuş sayılır. Bu nedenle, ıslahla artırılan kısım için faiz, **ıslah tarihinden itibaren** işlemeye başlar. Islah, geçmişe etkili olmadığından, faizi dava tarihine geri götürmez. Bu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasıdır. **Haksız Fiil Halinde İstisna:** Davanın temelini bir haksız fiil oluşturuyorsa, durum farklılık gösterir. Türk Borçlar Kanunu'nun temerrüt faizini düzenleyen m. 117/2 hükmü, 'Haksız fiil işleyen kimse, fiilin işlendiği tarihte borçlu duruma düşmüş olur' demektedir. Bu özel hüküm uyarınca, haksız fiillerde borçlunun temerrüdü için alacaklının ihtarına gerek yoktur; borçlu, haksız fiilin işlendiği anda temerrüde düşmüş sayılır. Yargıtay, bu özel hükmü kısmi davalara da uygulamaktadır. Buna göre, davacı haksız fiilden kaynaklanan alacağı için açtığı kısmi davayı ıslah ettiğinde, ıslahla artırdığı kısım için de faizin **ıslah tarihinden değil, haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren** hesaplanmasını talep edebilir. Çünkü borçlu, alacağın tamamı için haksız fiil anında zaten temerrüde düşmüştür. Özetle, sözleşmesel veya diğer alacaklarda ıslahla artırılan kısım için faiz ıslah tarihinden başlarken, haksız fiillerde haksız fiil tarihinden itibaren başlar.