TCK m. 202/2 uyarınca sahte bir kamu mührünü 'kullanma' suçu ile aynı mührü kullanarak 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m. 204) suçu işlenmesi halinde, bu iki suç arasındaki ilişki nasıl çözümlenir? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/7689 E. sayılı kararında bu konuda nasıl bir ilke benimsenmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181597

Sahte bir kamu mührünü kullanmak suretiyle aynı zamanda sahte bir resmi belge düzenlenmesi halinde, bu iki suç arasındaki ilişki 'bileşik suç' (mürekkep suç) kuralları çerçevesinde çözümlenir. Bileşik suç, bir suçun, başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması durumudur ve bu halde faile sadece daha ağır olan suçtan ceza verilir (TCK m. 42). Mühürde sahtecilik (TCK m. 202) ve resmi belgede sahtecilik (TCK m. 204) suçları karşılaştırıldığında, resmi belgede sahtecilik suçu, koruduğu hukuki yarar ve cezasının ağırlığı bakımından daha kapsamlı ve ağır bir suçtur. Sahte bir resmi belge düzenlemek amacıyla sahte mühür kullanılması, mühür kullanma eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi sırasında bir araç olarak erimesine neden olur. Bu durumda mühürdeki sahtecilik, belgedeki sahteciliğin bir parçası haline gelir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/7689 E., 2020/16458 K. sayılı kararında bu ilke açıkça benimsenmiştir. Kararda, 'sahte mührün suça konu resmi belgenin zorunlu tamamlayıcı unsuru olduğu, unsurlarının oluşması halinde kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunun oluşacağı, resmi belge düzenlemek amacıyla kullanılan mühürden dolayı mühür bozma (mühürde sahtecilik olmalı) suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği' belirtilmiştir. Bu ifade, sahte mühür kullanma eyleminin, amaç suç olan resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde eridiğini ve failin sadece TCK m. 204'ten (resmi belgede sahtecilik) sorumlu tutulması gerektiğini, ayrıca TCK m. 202'den (mühürde sahtecilik) ceza verilemeyeceğini göstermektedir. Bu, ceza hukukundaki 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve ceza yasağı) ilkesinin de bir gereğidir.