CMK m. 150/3 uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa zorunlu müdafi atanmıştır. Bu müdafi, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmazsa mahkemenin izlemesi gereken usul nedir? Mahkeme, bu müdafinin yokluğunda yargılamaya devam edip hüküm kurabilir mi? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/9657 E. sayılı kararını bu bağlamda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181589

Zorunlu müdafilik, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir ve CMK m. 150/3 kapsamındaki durumlarda sanığın savunmasının bir avukat aracılığıyla yapılması mutlak bir zorunluluktur. Sanığa atanmış olan zorunlu müdafi, geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmazsa, mahkemenin izlemesi gereken usul CMK m. 151/1'de açıkça belirtilmiştir: '...duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilecek olursa hâkim veya mahkeme **hemen başka bir müdafiin görevlendirilmesi için** gerekli işlemi yapar.' Mahkeme, mazeretsiz olarak gelmeyen müdafinin yokluğunda yargılamaya devam edip hüküm kuramaz. Bu, CMK'nın emredici hükümlerine (m. 150/3, m. 151/1 ve m. 188/1) aykırı olur ve sanığın en temel hakkı olan **savunma hakkının kısıtlanması** sonucunu doğurur. Bu durum, mutlak bir bozma nedenidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/9657 E., 2017/854 K. sayılı kararı da bu ilkeyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kararda, nitelikli cinsel saldırı suçundan yargılanan sanığın müdafiinin mazeretinin mahkemece reddedilmesine rağmen, yerine CMK m. 151/1 uyarınca derhal başka bir müdafi görevlendirilmeden, müdafi yokluğunda duruşma yapılıp mahkumiyet kararı verilmesi, 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak nitelendirilmiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. Bu karar, zorunlu müdafilik hallerinde, sanığın duruşmanın her aşamasında fiilen bir müdafi yardımından yararlanmasının sağlanması gerektiğini ve mahkemenin bu konuda gerekli tedbirleri re'sen almakla yükümlü olduğunu göstermektedir.