HMK m. 368, 'kötüniyetle temyiz' halinde HMK m. 329 hükümlerinin uygulanacağını belirtmektedir. Bir temyiz talebinin 'kötüniyetli' olarak nitelendirilebilmesi için hangi kriterler aranır? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/16940 E. sayılı kararında, davalının temyiz talebi neden kötüniyetli kabul edilmiş ve ne gibi bir yaptırım uygulanmıştır?
Bir temyiz talebinin HMK m. 368 anlamında 'kötüniyetli' olarak nitelendirilebilmesi için, talebin sadece davayı ve yargılamayı uzatma, karşı tarafı zarara uğratma veya hakkın yerine gelmesini geciktirme amacı taşıdığının açıkça anlaşılması gerekir. Temyiz hakkı anayasal bir hak arama özgürlüğü olduğundan, bu yaptırımın uygulanması için çok açık ve somut delillerin varlığı aranır. Sadece temyiz talebinin hukuken zayıf olması veya reddedilmesi, kötüniyetin varlığı için yeterli değildir. Failin amacının, hakkını aramak değil, süreci suistimal etmek olduğu tereddütsüz bir şekilde ortaya konmalıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/16940 E., 2016/13264 K. sayılı kararında, davalının temyiz talebi kötüniyetli kabul edilmiştir. Bunun temel nedeni şudur: İlk derece mahkemesinin kararı, Daire tarafından sadece 'brüt ücret alacağının netinin hesaplanarak mahsup edilmesi' gibi basit bir hesaplama hatası nedeniyle bozulmuştur. Bozma sonrası yerel mahkeme, bu hesaplamayı yapmış ve her iki taraf vekili de duruşmada bu yeni hesaplamaya bir itirazları olmadığını beyan etmişlerdir. Buna rağmen davalı tarafın, kendisinin de itirazı olmadığını belirttiği bu yeni kararı tekrar temyiz etmesi, Yargıtay tarafından 'amacının adaleti gerçekleştirmek değil, davayı uzatmaya matuf olduğu' şeklinde değerlendirilmiştir. Bu nedenle Yargıtay, davalının temyizinin kötüniyetli olduğuna karar vermiş ve HMK m. 368 yollamasıyla HMK m. 329/2 uyarınca, davalıyı **takdiren 1.000 TL disiplin para cezası** ile cezalandırmıştır. Bu karar, tamamen usule ve şekle yönelik, esasa etkili olmayan ve tarafların da mutabık olduğu bir düzeltme sonrası yapılan temyizin, kötüniyetli sayılabileceğine tipik bir örnektir.