TMK m. 162'ye göre, 'pek kötü muamele' ve 'onur kırıcı davranış' arasındaki ayrım nedir? Eşine karşı basit bir tokat atma eylemi ile eşini kamuya açık bir alanda 'şerefsiz, namussuz' diyerek aşağılama eylemlerini bu iki kavram açısından hukuken nitelendiriniz ve boşanma davası açısından sonuçlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181574

TMK m. 162'de düzenlenen 'pek kötü muamele' ve 'ağır derecede onur kırıcı davranış' mutlak boşanma sebepleridir, ancak aralarında nitelik farkı vardır. **Pek Kötü Muamele:** Bu kavram, eşin **vücut bütünlüğüne, bedensel veya ruhsal sağlığına** yönelik ağır saldırıları ifade eder. Eylemin 'pek kötü' olması, yani zulüm ve eziyet boyutuna ulaşması aranır. Fiziksel şiddet (sistematik dövme, aç bırakma, anormal cinsel ilişkiye zorlama vb.) bu kapsama girer. **Ağır Derecede Onur Kırıcı Davranış:** Bu kavram ise, eşin **şeref, haysiyet ve namus gibi manevi varlığına, kişilik haklarına** yönelik ağır saldırılardır. Hakaret, iftira, küçük düşürme gibi eylemler bu kapsamdadır. Eylemin 'ağır derecede' olması, basit hakaretleri bu kapsamın dışında bırakır. Örneklerin nitelendirilmesi: 1. **Eşe Basit Bir Tokat Atma:** Bu eylem fiziksel bir müdahale olsa da, Yargıtay uygulamasına göre tek başına 'pek kötü muamele' sayılacak ağırlıkta ve zulüm boyutunda görülmeyebilir. Bu eylem daha çok, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) kapsamında bir boşanma sebebi olarak değerlendirilir. 2. **Eşini Kamuya Açık Alanda 'Şerefsiz, Namussuz' Diyerek Aşağılama:** Bu eylem, doğrudan eşin şeref ve namusunu hedef alan, manevi varlığına yönelik ağır bir saldırıdır. Özellikle aleni yapılması, eylemin ağırlığını artırır. Bu durum, TMK m. 162 kapsamında açıkça **ağır derecede onur kırıcı davranış** teşkil eder. **Sonuçları:** Her iki davranış da kusurlu birer eylemdir. Ancak 'ağır derecede onur kırıcı davranış' olarak kabul edilen ikinci eylem, mutlak bir boşanma sebebidir. Yani, mahkeme bu vakıanın ispatlanması halinde, evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmaksızın boşanmaya karar vermek zorundadır. İlk eylem olan tokat atma ise, diğer olaylarla birlikte evlilik birliğini temelinden sarsmışsa (TMK m. 166) boşanma sebebi olabilir. Bu durumda hâkimin, ortak hayatın devamının beklenemez olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapması gerekir. Ayrıca, TMK m. 162'ye dayanan davalarda hak düşürücü süreler (öğrenmeden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl) uygulanırken, TMK m. 166'ya dayalı davalarda böyle bir süre yoktur.