657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenen 'sadakat' yükümlülüğü ile 7. maddesinde düzenlenen 'tarafsızlık ve devlete bağlılık' yükümlülüğü arasındaki ilişkiyi ve farkları açıklayınız. Bir memurun, yasadışı bir örgüte üye olmak suçundan yargılanıyor olması, bu yükümlülükler açısından nasıl bir ihlal teşkil eder ve bu durum tek başına memuriyetten çıkarma sebebi olabilir mi? Danıştay Beşinci Dairesi'nin E:1981/2750 sayılı kararını bu bağlamda yorumlayınız.
DMK m. 6'daki 'sadakat' yükümlülüğü, memurun Anayasa ve kanunlara bağlı kalmasını ve bunları milletin hizmetinde sadakatle uygulamasını ifade eden temel bir bağlılık ilkesidir. Bu ilke, memurun göreve başlarken ettiği yeminle somutlaşır. DMK m. 7'deki 'tarafsızlık ve devlete bağlılık' ise bu sadakat yükümlülüğünün daha somut ve eylemsel bir yansımasıdır. Tarafsızlık, görevi ifa ederken dil, din, ırk, siyasi düşünce gibi ayrımlar yapmamayı; devlete bağlılık ise devletin menfaatlerini korumayı, ülkenin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan faaliyetlerden uzak durmayı içerir. Sadakat soyut bir bağlılık iken, tarafsızlık ve devlete bağlılık bu bağlılığın görev sırasında ve dışında davranışlara yansımasıdır. Bir memurun yasadışı örgüte üye olmak suçundan yargılanması, şüphesiz bu yükümlülüklere temelden aykırı bir durumdur ve devlete olan sadakat ve bağlılık bağını zedeler. Ancak bu durum, tek başına ve yargılama sonucu beklenmeden memuriyetten çıkarma sebebi olabilir mi sorusu Danıştay Beşinci Dairesi'nin E:1981/2750, K:1983/1937 sayılı kararında cevaplanmıştır. Kararda, idarenin, davacının yasadışı örgüte üye olmaktan yargılanmasını DMK m. 6 ve 7'deki ilkeleri zedelediği ve bu nedenle DMK m. 48'deki memuriyete alınma niteliklerini kaybettiği gerekçesiyle görevine son vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. Danıştay, DMK m. 48/A-5'teki memuriyetten çıkarmayı gerektiren şartın 'hükümlü bulunmak' olduğunu, sadece yargılanıyor (tutuklu) olmanın bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Hatta DMK m. 141'in tutuklu memura maaşının 2/3'ünün ödenmesini öngördüğünü hatırlatarak, yasanın tutukluluk halini memuriyetin devamına engel görmediğini vurgulamıştır. Dolayısıyla, bir suçtan yargılanmak sadakat ve bağlılık yükümlülükleriyle ilgili ciddi şüpheler doğursa da, 'suçsuzluk karinesi' gereği, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadan sadece bu nedenle memuriyetten çıkarma işlemi tesis edilemez. İdare, disiplin soruşturması yürütebilir ancak memuriyetten çıkarma gibi nihai bir karar için genellikle ceza davasının sonucunu beklemek durumundadır.