6100 sayılı HMK'nın 365. maddesi, temyiz dilekçesinin verilebileceği mahkemeleri saymaktadır. Katılma yoluyla temyiz dilekçesi veren bir tarafın, bu dilekçeyi temyiz defterine kaydettirmemesi ve harcını yatırmaması durumunda, temyiz talebinin hukuki akıbeti ne olur? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/5618 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir yol göstermektedir?
Katılma yoluyla temyiz dilekçesi veren tarafın, bu dilekçeyi temyiz defterine kaydettirmemesi ve gerekli harcı yatırmaması durumunda, temyiz talebi usulüne uygun yapılmamış sayılır ve Yargıtay tarafından reddedilir. HMK m. 365, temyiz dilekçesinin verileceği mahkemeleri ve bu dilekçenin temyiz defterine kaydolunacağını açıkça belirtir. HMK m. 366 yollamasıyla uygulanacak HMK m. 344 ise, kanun yoluna başvuru için gerekli harçların ödenmesi gerektiğini, aksi halde eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verileceğini düzenler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/5618 E., 2014/11835 K. sayılı kararında bu durum net bir şekilde ele alınmıştır. Kararda, davacının katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının yatırıldığına dair bir makbuzun da dosyada bulunmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay, temyiz dilekçesinin sadece havale ettirilmesinin yeterli olmadığını, temyiz defterine kayıt ve harç yatırma işlemlerinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, 21.05.1985 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na atıf yaparak, bu İBK'nın harcı yatırılmasa bile temyiz defterine kaydedilen dilekçeler için bir çözüm getirdiğini, ancak somut olayda temyiz defterine kayıt da bulunmadığından bu İBK'nın uygulanamayacağını ifade etmiştir. Sonuç olarak, usulüne uygun şekilde temyiz defterine kaydedilmeyen ve harcı yatırılmayan katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu karar, temyiz usulünün şekli şartlarının ne kadar önemli olduğunu ve eksikliği halinde hak kaybına yol açacağını göstermektedir.