Bilinçli taksir (TCK m. 22/3) ile olası kast (TCK m. 21/2) arasındaki temel ayrım nedir? Trafik ışıklarının kırmızı yanmasına rağmen 'bir şey olmaz' diyerek hızla kavşağa giren ve bir yayanın ölümüne neden olan sürücünün eyleminin hukuki nitelendirmesini, bu iki kavramın ayırıcı unsurları üzerinden tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181553

Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki temel ayrım, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı tavırda yatmaktadır. Bilinçli taksirde (TCK m. 22/3), fail neticeyi öngörür ancak istemez; neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güven veya umut taşır ('bir şey olmaz' inancı). Olası kastta (TCK m. 21/2) ise fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmekle kalmaz, bu neticenin meydana gelmesini de kabullenir veya göze alır ('olursa olsun' kayıtsızlığı). TCK m. 21 gerekçesinde bu durum 'fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir' şeklinde ifade edilmiştir. Sorudaki örnekte, sürücünün kırmızı ışıkta geçmenin ölümcül bir kazaya yol açabileceğini öngördüğü açıktır. Burada kritik olan, sürücünün bu neticeyi kabullenip kabullenmediğidir. Eğer sürücü, kavşağın boş olduğunu, hızla geçebileceğini, şansına veya becerisine güvenerek kazanın olmayacağını düşünmüşse, eylem 'neticenin meydana gelmesini istememesine karşın' gerçekleştiği için bilinçli taksirle ölüme neden olma (TCK m. 85 yollamasıyla m. 22/3) suçunu oluşturur. Ancak, sürücü 'yayalar olabilir, çarparsam da çarparım, umrumda değil' şeklinde bir kayıtsızlıkla hareket etmiş ve neticeyi göze almışsa, bu durumda olası kastla öldürme (TCK m. 81 yollamasıyla m. 21/2) suçundan sorumlu tutulmalıdır. Ayrım, failin iç dünyasındaki bu ince farka dayandığından, somut olayın özelliklerine (kavşağın yoğunluğu, sürücünün hızı, tanık beyanları vb.) göre mahkemece titizlikle değerlendirilmelidir.