Bir davada, mahkeme heyetindeki üye hakimin, katılan vekili olan avukatla akraba olması (öz amca çocukları), tek başına CMK m. 22 anlamında mutlak bir yasaklılık hali midir ve bu durum re'sen bozma nedeni sayılır mı? Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E. 2018/4609 sayılı kararının yaklaşımını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #181011

Hayır, tek başına mutlak bir yasaklılık hali değildir ve re'sen bozma nedeni sayılmaz. CMK m. 22'de sayılan yasaklılık halleri, kanunda sınırlı olarak (numerus clausus) belirtilmiştir ve hakimin taraf vekiliyle olan akrabalığı bu maddede açıkça bir yasaklılık sebebi olarak düzenlenmemiştir. Bu tür bir durum, CMK m. 24/1'de belirtilen **'tarafsızlığı şüpheye düşürecek diğer sebepler'** kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E. 2018/4609, K. 2019/581 sayılı kararında bu yaklaşım benimsenmiştir. Kararda, üye hakim ile katılan vekilinin akraba olmasının, hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek hallerden olup olmadığına dair dosya kapsamında **somut bir olguya rastlanılmadığı** belirtilmiştir. Yani, sadece akrabalık bağının varlığı, otomatik olarak hakimin tarafsızlığını yitirdiği anlamına gelmez. Sanığın, bu akrabalık ilişkisinin yargılamayı somut olarak nasıl etkilediğine, hakimin taraflı davrandığına dair **objektif bir olgu ortaya koyması** gerekir. Eğer sanık, bu yönde somut bir olgu ileri sürerse, bu durum CMK m. 311 uyarınca 'yargılamanın yenilenmesi' sebebi olabilir. Ancak böyle bir olgu ortaya konmadıkça, sırf akrabalık ilişkisi nedeniyle hükmün kanun yararına bozulması talebi reddedilmiştir. Bu, nispi ret sebeplerinin somut delillerle desteklenmesi gerektiği ilkesini göstermektedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-24-madde-cmk/)