CMK m. 280/3 ve m. 306'da düzenlenen 'sirayet' (lehe hükümlerin uygulanması) ilkesi ile infazın ertelenmesi veya durdurulması arasında nasıl bir ilişki kurulmuştur? CGTİHK m. 17/A bu konuda nasıl bir usul öngörmektedir?
Sirayet ilkesi, iştirak halinde işlenen bir suçta, sanıklardan birinin yaptığı kanun yolu başvurusu (istinaf veya temyiz) sonucunda verilen lehe karardan, başvuru yapmamış olan diğer sanıkların da yararlanmasını ifade eder (CMK m. 280/3, m. 306). CGTİHK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen m. 17/A, bu ilkeyi infaz hukukuyla ilişkilendirmiştir. Buna göre, birlikte işlenmiş bir suçtan dolayı mahkum olan ve cezaları infaz edilmeye başlanan sanıklardan biri hakkında, kanun yolu incelemesi sonucu lehe bir bozma kararı verilmişse ve bu kararın diğer sanıklara da 'sirayet etme' olasılığı varsa, diğer sanıklar infazın ertelenmesini veya durdurulmasını talep edebilirler. CGTİHK m. 17/A'nın öngördüğü usul şöyledir: - **Başvuru Mercii:** Talep, ilk derece mahkemesine (hükmü veren mahkemeye) yapılır. - **Usul:** Mahkeme, duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verir. Karar vermeden önce Cumhuriyet savcısının ve hükümlünün yazılı görüşünü isteyebilir. - **Karar:** Mahkeme, infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. Bu kararı, bir güvence (teminat) gösterilmesi gibi bir şarta bağlayabilir. - **İtiraz:** Mahkemenin bu konuda verdiği karara karşı itiraz yolu açıktır. Bu düzenleme, lehe bozma ihtimali olan bir durumda, hükümlünün cezaevinde haksız yere kalmasını önlemeyi amaçlayan önemli bir güvencedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/infazin-ertelenmesi/)