Devletin yasal mirasçılığı hangi durumda söz konusu olur ve bu mirasçılığın, diğer yasal mirasçıların mirasçılığından temel farkı nedir?
Devletin yasal mirasçılığı, mirasçılık hukukunda en son ihtimal olarak devreye girer. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, bir kişinin ölümü halinde, eğer: - Mirasbırakanın kan hısımlığına dayalı zümre sisteminde (altsoy, ana-baba ve onların altsoyu, büyükanne-büyükbaba ve onların altsoyu) **hiçbir yasal mirasçısı bulunmuyorsa**, - Hayatta olan bir **eşi veya evlatlığı yoksa**, - Ve mirasbırakan, terekesinin tamamı üzerinde bir **ölüme bağlı tasarrufta (vasiyetname veya miras sözleşmesi) bulunmamışsa**, mirasın tamamı **Devlet'e** kalır. Devletin mirasçılığının, diğer yasal mirasçıların mirasçılığından temel farkı, **borçlardan sorumluluğun niteliğindedir**. Normal yasal mirasçılar, 'külli halefiyet' ilkesi gereği, terekenin borçlarından kural olarak kendi kişisel malvarlıklarıyla da sorumlu olurlar. Oysa Devlet, mirasçı olduğunda sorumluluğu **tereke mevcudu ile sınırlıdır**. Yani Devlet, miras yoluyla kendisine geçen malvarlığının değerini aşan borçlardan sorumlu tutulamaz. Bu, Devlet'i korumaya yönelik istisnai bir düzenlemedir. (Kaynak: or.av.tr/mi%cc%87ras-hukuku-hakkinda-detayli-bilgi/)