Türk hukukunda 'ortak velayet' kavramının yasal dayanağı nedir? Türk Medeni Kanunu'nun 182. ve 336. maddeleri ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol arasında ortaya çıkan çelişki, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca nasıl çözümlenmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #180967

Türk hukukunda 'ortak velayet', iç hukukta doğrudan bu isimle düzenlenmiş olmamakla birlikte, yasal dayanağını Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden almaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 182/II ve 336. maddeleri, boşanma halinde velayetin kural olarak eşlerden **birine** verilmesini öngörmektedir. Bu durum, 'Eşler Arasında Eşitlik' başlıklı **İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesi** ile çelişmektedir. Bu madde, eşlerin 'evliliğin bitmesi halinde... çocuklarıyla olan ilişkilerinde... hak ve sorumluluklar açısından eşit' olduğunu belirtir ki bu da ortak velayete kapı aralamaktadır. Bu çelişki, **Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası** uyarınca çözülmektedir. Bu fıkraya göre, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.' Velayet hakkı, temel bir hak ve özgürlük olarak kabul edildiğinden, TMK hükümleri ile uluslararası sözleşme hükmü çatıştığında, uluslararası sözleşme (Ek 7 No'lu Protokol) esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/15771 E. sayılı kararı da bu yorumu benimseyerek, ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine aykırı olmadığını ve uygulanabileceğini hüküm altına almıştır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ortak-velayet-nedir/)