Önalım davalarında bedelde muvazaa iddiası ne anlama gelir ve davacı bu iddiasını hangi delillerle ispatlayabilir? Yargıtay HGK E. 2017/2262, K. 2019/649 sayılı kararında, tanık beyanlarının ispat gücü nasıl değerlendirilmiştir?
Önalım davalarında bedelde muvazaa iddiası, davacının, tapudaki satış işleminin tarafları olan satıcı ile alıcının (davalı), önalım hakkının kullanılmasını zorlaştırmak veya engellemek amacıyla, gerçekte anlaştıkları satış bedelinden daha yüksek bir bedeli tapuda resmi olarak gösterdiklerini ileri sürmesidir. Davacı, bu yolla tapuda gösterilen yüksek bedel yerine, gerçek (daha düşük) bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak ister. Önalım davası açan paydaş, satış sözleşmesinin tarafı olmadığı için üçüncü kişi konumundadır. Bu nedenle, bedelde muvazaa iddiasını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki senetle ispat kuralına tabi olmaksızın, **tanık dahil her türlü delille** ispatlayabilir. Bu deliller arasında tanık beyanları, keşif, bilirkişi raporları, banka kayıtları, emsal satış bedelleri gibi unsurlar yer alabilir. Yargıtay HGK'nın E. 2017/2262, K. 2019/649 sayılı kararında ise tanık beyanlarının ispat gücü konusunda önemli bir kriter getirilmiştir. Kararda, dinlenen tanıkların beyanlarının **'görgüye dayalı bir anlatımda bulunmayan ve bilirkişi raporu ile de çelişen soyut beyanlar'** olduğu vurgulanmıştır. Bu gerekçeyle, **'soyut tanık beyanlarının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya tek başına yeterli olmadığı'** sonucuna varılmıştır. Yani, tanıkların 'bedel şu kadardı diye duydum' gibi dolaylı beyanları veya taşınmazın keşifte belirlenen değerinden farklı, somut bir dayanağı olmayan beyanları, muvazaa iddiasını ispat için yeterli görülmemiştir. İspat için tanık beyanlarının somut, görgüye dayalı ve mümkünse başka delillerle (banka kaydı, yazılı belge vb.) desteklenmesi gerekmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/dava-konusunun-ucuncu-kisiye-devri/)