CMK m. 210'un tanıkların dinlenmesi usulü ve 'doğrudan doğruyalık' ilkesiyle ilişkisini, özellikle SEGBİS ve istinabe yöntemleri açısından değerlendiriniz. Bir tanığın beyanının 'yegane veya belirleyici delil' olması durumunda usuli güvenceler nasıl sağlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #180940

CMK m. 210, olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması halinde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini öngörerek 'doğrudan doğruyalık' ilkesini somutlaştırır. Tanığın dinlenmesinde izlenmesi gereken hiyerarşik usul şöyledir: 1. **Kural:** Tanığın mahkeme salonuna bizzat getirtilerek dinlenmesidir. 2. **İstisna 1 (SEGBİS):** Eğer tanığı getirmek mümkün değilse, istinabeye (başka bir mahkeme aracılığıyla dinleme) başvurmadan önce, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kullanılarak duruşma salonundan canlı bağlantı ile dinlenmesi gerekir. SEGBİS, hakimin ve tarafların tanığa doğrudan soru sorabilmesine olanak tanıdığı için 'doğrudan doğruyalık' ilkesini istinabeye göre daha iyi korur. 3. **İstisna 2 (İstinabe):** SEGBİS imkanı da yoksa, son çare olarak istinabe yoluna başvurulabilir. Ancak bu durumda, istinabe yapılacak mahkeme, duruşma günü ve saati taraflara bildirilerek, onların da o duruşmada hazır bulunup tanığa soru sorma haklarını (İHAS m. 6/3-d) kullanmaları sağlanmalıdır. Bir tanığın beyanı **'yegane veya belirleyici delil'** ise, yani mahkumiyet kararı büyük ölçüde veya tamamen o tanığın beyanına dayanıyorsa, yukarıda sayılan usuli güvencelerin azami titizlikle uygulanması gerekir. Bu durumda, sanığın ve müdafiinin tanığın güvenilirliğini sorgulama ve ona soru sorma hakkı adil yargılanmanın temel taşı haline gelir. Bu nedenle, belirleyici tanıkların mümkün olan her durumda SEGBİS veya bizzat duruşmada dinlenmesi, 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin ve savunma haklarının korunması için bir zorunluluktur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ihamin-dogrudan-dogruyalik-ilkesi-ile-ilgili-karari)