Bir iş ilişkisinin 5510 sayılı Kanun kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olarak kabul edilebilmesi için Yargıtay tarafından aranan zorunlu unsurlar nelerdir? Özellikle 'işin bütünü başka bir işverene bırakıldığında' veya 'işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi böldüğünde' neden alt işverenlik ilişkisi kurulamamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #180908

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/4883 E. sayılı kararı gibi yerleşik içtihatlara göre, bir ilişkinin 5510 sayılı Kanun kapsamında asıl-alt işveren ilişkisi sayılması için şu unsurlar aranır: 1. İşyerinde sigortalı işçi çalıştıran bir **asıl işveren** bulunmalıdır. 2. Başka bir işveren (alt işveren), asıl işverenin yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya işin bölüm/eklentilerinde iş almalı ve bu iş için **kendi sigortalılarını çalıştırmalıdır**. 3. Alınan iş, asıl işverenin işine göre **ayrı ve bağımsız bir işyeri niteliğinde olmamalıdır**. Yapılan iş, asıl işin bütünleyici veya yardımcı bir parçası olmalıdır. 'İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında' (anahtar teslimi işlerde) veya 'işveren kendisi hiç sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale yoluyla verdiğinde' bir alt işverenlik ilişkisi kurulamaz. Bunun temel nedeni, bu senaryolarda kanunun aradığı 'asıl işveren' tanımının ortadan kalkmasıdır. Asıl işveren olabilmek için, işverenin de aynı işyerinde kendi adına sigortalı işçi çalıştırıyor olması ve işin sadece bir bölümünü veya yardımcı bir işi devretmesi gerekir. Eğer iş sahibi (örneğin ihale makamı) kendisi o işyerinde sigortalı çalıştırmıyorsa veya işin tamamını devrediyorsa, artık bir asıl işveren değil, sadece 'iş sahibi' veya 'ihale makamı' konumundadır. Bu durumda işi alanlar da alt işveren değil, bağımsız işveren sayılırlar ve aralarında 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi anlamında bir müteselsil sorumluluk ilişkisi doğmaz. (Kaynak: kalemci.av.tr/yargitay-kararlari-isiginda-alt-isverenlik/)