Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca idarenin, işlemlerinde başvurulacak kanun yollarını ve sürelerini belirtme yükümlülüğü, dava açma süresinin başlangıcını nasıl etkiler? Danıştay 13. Dairesi'nin E: 2015/50, K: 2018/357 sayılı kararında, idarenin başvuru merciini yanlış göstermesi ne gibi bir sonuca yol açmıştır?
Anayasa m. 40/2, 'Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.' hükmünü amirdir. Bu anayasal yükümlülük, bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin bir şekilde kullanabilmelerini teminat altına alır. İdarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya yanlış yerine getirmesi, dava açma süresinin işlemeye başlamasına engel teşkil eder. Danıştay 13. Dairesi'nin E: 2015/50, K: 2018/357 sayılı kararında tam da bu durum ele alınmıştır. Somut olayda idare, davacıya gönderdiği idari yaptırım kararında, başvuru merciini '15 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesi' olarak yanlış göstermiştir. Oysa doğru başvuru mercii İdare Mahkemesidir. Danıştay, idarenin bu yanlış bilgilendirmesi nedeniyle davacının hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ve idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtmiştir. Bu nedenle, işlemin davacıya tebliğ edildiği tarihte dava açma süresinin işlemeye başlamadığını kabul etmiş ve süresinden sonra açıldığı iddia edilen davanın esasının incelenmesi gerektiğine karar vererek yerel mahkeme kararını bozmuştur. Dolayısıyla, idarenin kanun yolu ve süresini yanlış göstermesi, ilgilinin hatasına yol açtığından, dava açma süresinin başlangıcını engeller ve hak kaybına neden olmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-7-madde-iyuk/)