Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun K.2020/239 sayılı kararında, yerel mahkemenin direnme gerekçesinin, 'Anayasa’nın 141 ve CMK’nın 34. maddeleri uyarınca direnmeye ilişkin gerekçenin gösterilmesi zorunluluğu kapsamında kalan açıklamalar' olduğu belirtilmiştir. Bu ifade ne anlama gelmektedir?
Bu ifade, yerel mahkemenin direnme kararında ileri sürdüğü gerekçelerin, aslında ilk hükümden farklı, yeni ve özgün bir gerekçe olmadığı, sadece Yargıtay'ın bozma kararına neden katılmadığını açıklayan ve ilk kararındaki gerekçeyi güçlendirmeye yönelik tamamlayıcı argümanlar olduğu anlamına gelir. Anayasa m. 141 ve CMK m. 34, tüm mahkeme kararlarının 'gerekçeli' olması gerektiğini emreder. Direnme kararı da bir mahkeme kararı olduğu için gerekçeli olmak zorundadır. Yerel mahkemenin, bozma kararına karşı kendi ilk kararını savunmak için yazdığı bu gerekçe, kararı 'yeni hüküm' haline getirmez; bu, direnme kurumunun doğal bir parçasıdır. Yeni hüküm olması için, ilk kararda hiç değinilmeyen, tamamen farklı bir hukuki veya fiili temele dayanması gerekir.