Genel sağlığı koruma amacıyla getirilen bir zorunlu aşı uygulamasına uymayan bir kişiye, hem 1593 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası hem de TCK m. 195 uyarınca hapis cezası öngören bir soruşturma açılması, çifte yaptırım riskini doğurur. Bu durumda savcının veya mahkemenin 'içtima' kurallarını uygulaması mümkün müdür?
Bu durum, ceza hukukundaki 'görünüşte içtima' hallerinden 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisi veya 'özel normun önceliği' ilkesi çerçevesinde değerlendirilebilir. TCK m. 195, 'karantina' gibi spesifik bir tedbirin ihlalini düzenleyen özel bir suç normudur. 1593 sayılı Kanun'daki idari yaptırım ise daha genel niteliktedir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, bir fiil hem kabahati hem de suçu oluşturuyorsa, kural olarak sadece suçtan dolayı ceza verilmesi, kabahatten dolayı ayrıca yaptırım uygulanmamasıdır. Bu ilke gereğince, karantina tedbirine uymama fiili için, daha ağır yaptırım içeren TCK m. 195'teki suçtan dolayı yargılama yapılması ve ayrıca idari para cezası uygulanmaması gerektiği savunulabilir. Ancak, yaptırımların amaçlarının farklı olduğu (biri cezalandırma, diğeri idari düzeni sağlama) gerekçesiyle her ikisinin de uygulanabileceği yönünde de görüşler bulunmaktadır. Nihai karar, yargısal içtihatlarla şekillenmektedir.